✖♥قلبي في فلسطي...'s profile♫ ♪ ♥ کaHRa ♥ ♪ ♫ PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
♫ ♪ ♥ کaHRa ♥ ♪ ♫√ DußaI. . د بــي.. أبو ظـبـي.. Araßic PeopLe..I Love You . . ツ |
||||||||||||||||||||||||||
May 22 Unutulan SÜNNET'ler.. Unutulan SÜNNET'ler
Müsafeha etmek(iki mümin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları) Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması (dalgınlık hali başka) Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması(oda,taksi,dükkanv.s. ) Namazları başı açık kılmamak Abdestte ayakları üç defa yıkamak Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek Ölen kimsenin kılmadığı namazlar için iskatın yapılması için vasiyet etmesi İstişare etmek Sakal ve bıyık bırakmak Çevreyi temizlemek Çıplak ayakla namaz kılmamak Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek Suyu üç yudumda oturarak içmek Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak Ölüye definden sonra telkin vermek İslam nikahı kıymak Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak Tırnağını Cuma günü kesmek Yatarken sağ tarafına yatmak Abdestli yatmak Yemeğe tuz ile başlamak Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek Öşür vermek(farz) Yemeğe düşen sineğin üzerine bastırmak(bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir) Hergün ölümü düşünmek Gözlere sürme çekmek yatarken Salavat okumak Hergün tevbe etmek Kabirleri ziyaret etmek Güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra bir miktar uyumak Yolda başı öne eğik yürümek Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak Misvak kullanmak Cuma günü gusul abdesti almak Güzel koku sürünmek Mahrem yerleri traş etmek(En fazla15-40 günü geçmemek) Oturarak küçük abdest bozmak(Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur) Abdest bozarken kıbleye dönmemek Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek Yemeği tek bir kaptan yemek Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak(Askerde avcı oturuşu) Yemekte güzel şeylerden bahsetmek(Yemekte konuşulmaz lafını aslı yoktur) Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak Günde iki öğün yemek Cevizi peynirle yemek(Şifadır) Başka bir şehire gittiğinde lik önce soğan yemek Ölüm halinde su içirmek Ceneza namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK Ceneza namazından sonra ayakta dua yapmamak Kabr üzerine su dökmek Kabr balık sırtı yapmak Cenaze evine yemek göndermek Kabristana selam vermek(Essalamü aleyküm ya ehlel kubur) Aksırınca,aksıran Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah( Bayanlar için Yerhamukilleh) denmesi Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek Üzümle ekmek yemek İSLAM'da KIZ-ERKEK arasındaki Arkadaşlık Ölçüsü.. İslam da KIZ-ERKEK arasındaki Arkadaşlık Ölçüsü
İslâm dini, yabancı kadın ve erkek ihtilâtını, onların ölçüsüz bir şekilde birbirleriyle haşir neşir olmalarını tasvip etmemiş, pratik hayatta aralarında daima bir mesafe bırakmış ve aralarındaki ilişkilerin belli bir ölçü ve disiplin içerisinde olmasını emretmiştir. Çünkü onların ihtilâtından çeşitli kötülükler, hatta aile ve toplum hayatını çökerten zina gibi büyük günahlar da doğabilir. İslam dininde, zina haram olduğu gibi, zinaya zemin hazırlayan söz, iş ve davranışlar da haramdır. Kur'ân-ı Kerîm'de bu hususta: "Zinaya yaklaşmayın; çünkü o, pek çirkin ve çok kötü bir yoldur." (İsrâ sûresi: Ayet 32 ) buyurulmaktadır. Gözün zinası, bakılması haram olan yerlere bakmak; kulağın zinası, zinaya dair konuşulanları dinlemek; elin zinası, yabancı bir kadına elle dokunmak veya öpmek; ayağın zinası, zina etmeye gitmektir. Ancak dil, el, kulak, ayak, kalb ve göz gibi organlara nisbet edilen zina, gerçek zina olmayıp, gerçek zinaya götürücü fiil ve davranışlardır. Gerçek zina yapılmadıkça, bu organların yaptıkları, kendi çaplarında günahtır. Yukarıdaki açıklamalardan anlaşıldığı üzere, İslâm dini prensip olarak kötülükleri yasak ettiği gibi, ayrıca ön tedbir olarak kötülüğe vesile olan ve onu tahrik eden durum ve davranışları da yasaklamış ve böylece insanla kötülük arasına bir mesafe koyarak kötülük yollarını tıkamıştır. Bu itibarla aralarında evlilik caiz olan bir erkekle bayanın; flört etmeleri, dost hayatı yaşamaları, dedikoduya mahal verecek şekilde baş başa kalmaları, birbirlerine sarılmaları, öpüşmeleri, el ele tutuşmaları gibi İslam'ın onaylamadığı davranışlardan uzak durmaları gerekir. Bir zaruret olmadıkça tokalaşmaları da caiz değildir, günahtır. Evlenmek isteyen kadın ve erkeğin, birbirlerini görüp beğenmeleri, kendi irade ve istekleriyle evlenmeye karar vermeleri dinimizin tavsiye ettiği bir husustur. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.): "Evleneceğiniz kadına- maksadı temin edecek ölçüde- bakınız," (Ebu Davud, Nikah, 18; Tirmizî, Nikah, 5) buyurmuşlar; bakıp görmeden evlenecek olan birisine de: "Git, onu gör, ondan sonra karar ver"(Müslim, Nikah, 74,75; Tirmizî, Nikah, 5; İbn Mace, Nikah, 9; Darimî, Nikah, 5; A.b. Hanbel, IV,245,246.) demişlerdir. Bu itibarla, bir kişinin evlenmeyi düşündüğü kimseyle, İslamî örtünmeyi gözetmek, başkalarının gözetiminin mümkün olmayacağı tarzda yalnız kalmamak… gibi dini ölçülere uygun bir şekilde ve maksadı temin edecek ölçüde görüşüp konuşmasında bir sakınca yoktur. Kız arkadaşınızla bu şekilde bir yaşama girmeniz fiili zina olmasada hadislerde anlatılan zina kapsamına girmektedir. Nefsinize uygun fetvalar aramak yerine evlenmeye karar vermişseniz evlenmenizi, aksi takdirde bu tür ilişkilerden uzak durmanızı tavsiye ederiz. ![]() Nasihatler. . .
Hanefi Mezhebi..Hanefi Mezhebi..
İmam-ı Âzam lâkabıyla şöhret bulan Ebû Hanîfe'ye izâfe edilen fıkıh ekolünün adı. Ebû Hanife'nin asıl adı Numân, babasının adı Sâbit, dedesinin adı ise Zûta'dır. Zûta, Irak ve İran'ın müslümanların eline geçmesinden sonra müslüman olmuş ve Kûfe'ye yerleşmiştir. O ve oğlu Sâbit Kûfe'de Hz. Ali ile görüşmüştür 32 Farz..54 Farz..İMANIN ŞARTLARI ABDESTİN FARZLARI
1- Yüzünü yıkamak. 2- Kollarını (dirsekleriyle beraber) yıkamak. 3- Başının dörtte birini meshetmek. 4- Ayaklarını (topuklarıyla beraber) yıkamak. GUSLÜN FARZLARI 1- Ağzına su vermek. 2- Burnuna su vermek. 3- Bütün bedenini yıkamak. TEYEMMÜMÜN FARZLARI 1- Niyet. 2- İki darb ve mesih. NAMAZIN FARZLARI Dışında olanlar: 1- Hadesten taharet 2- Necasetten taharet 3- Setr-i avret 4- İstikbal-i Kıble 5- Vakit 6- Niyet İçinde olanlar: 1- İftitah tekbiri 2- Kıyam 3- Kırâet 4- Rükû 5- Secde 6- Kaide-i ahire.
1- Allah'ı daima zikretmek. Evlilik Nedir?? Evlilik Nedir??
Evlilik bir sanattır; ailemizdeki mutluluğumuzu sürdürebilmemizde sanatımızı nasıl icra etiğimizle yakından ilişkilidir. Hangi dallarda mı sanatımızı göstermemiz gerekli, gelin kısaca göz gezdirelim. Evlilik, güzel ve etkili konuşma sanatıdır. Güzel görebilme ve güzel düşünebilme becerisidir. Karşınızdakini anlayabilme (empati) ve kendinizi anlatabilme yeteneğidir. Karşınızdakinde görmek istediğiniz bütün güzellik, iyilik, olgunluk hallerini önce kendinizde gerçekleştirmeye çalışmadıkça hiçbir şey istediğiniz gibi gitmeyecektir. Aradığınız niteliklerde bir insan bulma gayretinden önce aranılan niteliklere sahip bir insan olmayı gaye edinmeliyiz. Henüz evlenmemiş olanlar, kendinizi mutlaka evlilik öncesi becerilerle donatmalısınız. Evlenmiş ve bu yolda epeyce ilerlemiş olanlar, sizi rahatsız eden ve yolunda gitmeyen bir şeyler varsa, evlilikle ilgili becerilerinizi kontrol etmeye başlamanın tam sırası. Hatayı karşı tarafta arama yanılgısına düşüp işleri iyice zorlaştırmayın. Sorunlar tek taraflı olarak gelişmemiş olabilir ama işe başlayacağınız nokta eşinizi düzeltmek değil, öncelikle kendinizi düzeltmektir. Evlenmeden önce taraflar genellikle birbirlerini olumlu ve güzel yönleriyle tanımaktadırlar. Bu gayet doğaldır, her iki tarafta birbirine bu yönlerini gösterme gayretindedirler ve bazen bu konuda aşırıya bile kaçılır. Ya sonra? Sonra, taraflar evlilikten sonra bambaşka insanlar mı olurlar ki ben seni tanımamışım veya seni bana yanlış tanıtmışlar atışmaları başlar? Her şeyden önce evliliğimiz için değerli, özlenilen, mutluluk ve huzur veren bir hedef belirlemeliyiz. Eşimize olan sevgi ve muhabbetimiz, bizim için bu hedefe ulaşırken göstereceğimiz çabada en önemli desteğimiz olacaktır. Birlikte bir ömür geçirmeyi istediğimiz insanla beraberliğimizin yürümesi için bazen tek başına muhabbet yeterli olmamaktadır. İşte böyle durumlarda şaşırıp kalmamak için muhabbetimize yön verecek ve (belki de anlamlandıracak) becerileri kazanmalıyız. Sadece fedakarlık mutlu ve huzurlu bireylerin oluşumu için yeterli bir gayret değildir. Belki mutluluğun oluşumu için uğraş vermek zor geldiğinden sığındığımız, sorunlara sebep olarak gösterdiğimiz bir nedenden başka bir şey değildir. Evliliğin GAYESİ..? Evliliğin GAYESİ..?
İslâm’da evliliğin en başta gelen gâyesi, îmânlı bir neslin yetiştirilmesi ve İslâm ümmetinin sayısının çoğaltılmasıdır. Bu hususda Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: "Evlenin ve çoğalın! Çünkü ben (kıyâmet gününde) diğer ümmetlere karşı sizin (çokluğunuzla) iftihar edeceğim!" (108) buyurmuşlardır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, evliliğin gözü haramdan koruduğuna ve namuslu yaşamaya vesile olduğuna işaretle şöyle buyurur: "Ey gençler topluluğu! İçinizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin! Çünkü bu, gözü (haramdan) koruyan, namuslu kalmaya yardımcı olan çaredir. Kimin de evlenmeye gücü yetmezse, (farz oruçlarından başka nafile) oruca (da) sarılsın. Çünkü o (oruç), kendisinin şehvetine ve nefsine hâkim olmasını sağlar." (109) Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, evleneceklerin, dindarlığı ve ahlâk güzelliğini diğer meziyetlere tercih etmelerini tavsiye etmişlerdir: "Kadınları yalnız güzellikleri için nikah etmeyin!. Muhtemeldir ki, güzellikleri onları ahlâken alçaltır. Onlarla mallarının hatırı için de evlenmeyin! Belki malları kendilerini azdırır. Kadınlarla dindarlıkları yüzünden evlenin! Muhakkak ki yırtık elbiseli, siyah, fakat dindar bir kadın daha kıymetlidir." (110) İslâm Dîni, evliliğin uzun ömürlü olması için iyi bir eş seçimi yapılmasını esas alır. Yuvanın huzur, uyum, mutluluk ve karşılıklı güveni sağlayacak sağlam bir temel üzerine binâ edilmesi gerekmektedir. Bu temel, dîn ve ahlâktır. Dindarlık yaşlandıkça daha da artar. Ahlâk, zaman ve tecrübelerle daha olgunlaşır. Ahlâk güzelliği, insan için en kıymetli servettir. Asıl güzellik, ahlâk güzelliğidir. Çünkü ahlâkı güzel insan, her yaşta güzeldir. Zenginlik, güzellik, soy-sop gibi insanların çoğunun peşinde koştuğu şeyler geçici olup, evlilik bağının devamını sağlamaz. Üstelik bu özellikler, kibri, ucbu (kendini beğenmeyi), övünmeyi ve ilgi çekmeyi getirmektedir. (111) İşte bu yüzden Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: "Kadın dört şey için nikâh edilir; malı, güzelliği, soyu ve dindarlığı... Sen bunlardan dindar olanını araştır, bul. Mes’ûd olursun.." (112) buyurmuşlardır. Zîrâ erkekler evlenirken umûmiyetle bu dört hususu gözönünde bulundururlar, dindârlığı ise en sona bırakırlar. Evlilikte Denklik (Küfüv): Kelime olarak küfüv, denklik ve eşi olmak demektir. Fıkıhda ise, evlenecek olan çiftlerin, birbirlerine bazı konularda denk olmaları demektir. Evlenmede denklik, kadınlar için erkekte aranır. Yâni bir erkeğin, evleneceği kadına, müslümanlık, neseb, hür olma, meslek ve zenginlik gibi niteliklerde denk durumda bulunması, özellikle kadını korumak için öngörülmüştür. Mezhepler, evlenecek kişiler arasında dindârlık bakımından eşitlik bulunmasının kesinlikle gerekli olduğu görüşünde birleşmişlerdir. Bunun yanında Hanefîler, erkeğin soy bakımından, kadından daha aşağı olmaması gerektiğini söylemişlerdir. (113) İslâm hukûkunda denklikten maksad, evlenecek eşler arasında dînî, ekonomik ve sosyal seviye bakımından yakınlık ve denklik bulunmasıdır. Bu denkliğin, hem çiftler arasında, hem de hısımları arasında seâdet, huzûr ve sevgiye vesîle olacağı düşünülmüştür. Evlilikte denklik, bir sıhhat şartı değil, bağlayıcılık şartıdır. Yâni denklik, evlilik için mecbûrî bir şart olmayıp, ancak âile seâdetinin te’mîni içindir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Ali (r.a.)’a hitâben şöyle buyurmuşlardır: "Üç şeyi geciktirme: Vakti gelince namazı; hazır olduğunda cenâzeyi; dengini bulunca evlenecek kızı..." (114) Ayrıca başka bir hadîs-i şerîfde: "Kadınları denkleriyle evlendirin, onları velîleri evlendirsin.. On dirhemden az mehir yoktur." (115) buyurulur. Hanefîler’e göre denklik (kefâet), altı yerde aranır. Bunlar: Dindârlık, İslâm, hürriyet, neseb, mal ve meslektir. 1. Dindârlık: Dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir erkek, iffetli ve fazîletli bir kadına denk sayılmaz. Aynı şekilde, dînî kurallara bağlı olmayan ve ahlâk bakımından zayıf olan fâsık bir kadın da, iffetli ve fazîletli bir erkeğe denk sayılmaz. 2. İslâm: Burada denklikten maksad, kocanın müslüman olması değildir. Zîrâ kocanın müslüman olması, evliliğin sıhhat şartıdır. Müslüman olmada denklik, kocanın, babası veya büyükbabası bakımından aranır. 3. Hürriyet: Çoğunluğa göre köle, hür olana denk değildir. 4. Neseb: Bu konudaki denklik, Araplar arasında geçerli sayılmıştır. 5. Mal: Eşlerin, aynı derecede mal ve servet sahibi olması da, evlilikte önemli bir unsurdur. 6. Meslek: Evlenecek erkek ve kadının velîlerinin iş ve meslekleri arasında bir denkliğin bulunması gerekir. (116) Ayrıca çiftler arasında boy ve güzellik gibi fizîkî ölçülere de dikkat edilmesi, eşlerin anlaşabilmeleri ve birbirleriyle uyum sağlayabilmeleri açısından önemli bir husustur. Netice olarak İslâm hukukçularının büyük çoğunluğu, nikâhın mûteber olmasında kocanın kadına denk olmasının şart olduğunda müttefiktirler. Denkliğin, mutlakâ dindârlık ve güzel ahlâkda aranması gerektiği üzerinde görüş birliğine varmışlardır. Asr-ı seâdetteki tatbîkâta bakıldığında da denkliğin, en başta dindârlık ve güzel ahlâkda arandığı açıkça görülür. Ashâb-ı kirâmdan Sehl b. Sa’d es-Sâidî (r.a.) anlatıyor: "Birgün Rasûlullâh (s.a.v.)’in huzûrundan bir adam geçti. Hz. Peygamber (s.a.v.) yanında oturanlardan birine; "Şu geçen hakkında ne dersin?" buyurdu. O da: "Eşrâfdan biridir. Vallâhi kız istese kendisine verilmesine, bir şey hakkında konuşsa, sözünün dinlenmesine çok lâyıktır." cevâbını verdi. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz sustular. Bir müddet sonra bir başkası geçti. Bu sefer yine: "Ya bunun hakkında ne dersin?" buyurdu. Adam cevap verdi: "Yâ Rasûlallâh, bu müslümanların fakirlerinden biridir. Kız istese reddedilmeye, bir şey hakkında şefâat etse, kabul olunmamaya ve konuştuğu vakit, sözü dinlenmemeye lâyıktır." Bunun üzerine Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular: "(Hayır) bu (adam), yeryüzü dolusunca öbüründen hayırlıdır." (117) Evlenecek eşler, güzellik ve zenginlik câzibesine kapılarak ahlâkı ve dîni zayıf kadınlarla evlenmemelidirler. Böyle evlilikler, çoğu zaman hüsranla neticelenmektedir. Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz, dâimâ dindâr olan kadınların tercih edilmesini tavsiye buyurmuşlardır. Hakîkatte denklik; erkeğin değil, kadının menfaatine yönelik bir haktır. Eşlerin, gönül ve görüş birliğine sâhip olmaları da zarûrîdir. Zîrâ, bu yönlerden anlaşamayan çiftler, mutlu bir hayât yaşayamazlar. Kadının Çalışması...?Kadının Çalışması...? Kadınlar Ev Dışında Çalışabilir mi? Efendim, kadının çalışıp çalışmayacağı konusunu soran okuyucularıma burada tek şıkkı tavsiyeyi pek isabetli bulmamaktayım. Çalışamaz, yahut da çalışmalıdır şeklinde tek hükmü takdim etmek, herhalde ailenin içinde bulunduğu ekonomik şartları nazara almamak olur. Onun için konuya biraz geniş açıdan bakmaya çalışacağım. Şöyle ki: İdeal olanı, kadının çalışmamasıdır. Yani dışarıda yabancıların yanında çalışmaya mecbur kalmamasıdır. Çünkü kadının evindeki çalışması kendisine yetip de artar bile. Zaten evindeki çalışması da bir bakıma nafile ibadet hükmünde bir meşguliyettir. Hanımların bu konuda imtiyazlı durumları vardır. Beyine gönül rızasıyla hizmeti, çocuklarına bakması, onlarla gece-gündüz haşır neşir olması nafile ibadetten başka bir manaya gelmez. Bu kudsiyette bir çalışma ise düşünen bir hanımefendi için tatmin edici olsa gerektir. Çünkü bu çalışma, yuvasında huzur, amel defterinde de sevaba vesiledir. Ancak, ekonomik şartların zorlamasıyla yabancıların yanında çalışmaya mecbur kalan hanımları da görmekteyiz. * * * Bir mühim nokta da, çalışacak hanımın beyi ile olan durumudur. Hanımın çalışması beyinin izin ve rızasına bağlıdır. Beyinden izin çıkmaz, rızası söz konusu olmazsa hanımın çalışması meşru da olmaz, makul de görülmez. Bu izni vermeyen beyden hanımın makul ve meşru isteklerine cevap verip vermediği araştırılır. Zarurî ihtiyaçları temin ediyor, mecburî olan istekler eve getiriliyor da, hanım bunlara kanaat etmiyor, daha fazlasını, daha lüks ve israflısını talep ediyorsa, buna çalışma gerekçesi olarak bakılamaz. İhtiyaç üstü istekte bulunan hanımın arzularına haklılık payı verilemez. Bu konuda bazı hadisler bizi uyarmaktadır Ahir zamanda lüks ve israf alıp yürüyecek. Öyle ki, ihtiyaç olmayan şeyler dahi zarurî ihtiyaç telakki edilir hale gelinecek. Bu durumda hanımlar, kızlar, oğullar ailenin reisini isteklerini karşılaması konusunda zorlayacaklar... Helal kazançla bu istekleri karşılayamayan evin reisi de bu defa helal-haram sınırlarını tanımaz hale gelecek, ne bulursa almaya çalışacak. Böylece aile reisini, çocuklarıyla ailesi, uhrevi yönden felakete sürüklemiş olacaktır. Demek ihtiyaç anlayışı çok değişecek... Hadisin bu ikazı aile bireylerini ciddi şekilde düşündürmeli, çevrenin telkin ettiği ihtiyaç olmayan şeyleri de ihtiyaç gibi görmekten uzak kalmalı, helal lokmayla iktifa etmeye nefsimizi razı etme basiretini göstermeliyiz. Aksi halde beyi bırak hanımın çalışması dahi geçinmeye yetmeyecektir.
Eşlerin ßirßirine Karşı Görevleri... Eşlerin ßirßirine Karşı Görevleri...
Aile ve aile fertlerinin karşılıklı görevleri pedagoji, sosyoloji, hukuk vb. bilimlerin alanına giren önemli konulardan biridir. Bu bilimlerin her biri, farklı bir açıdan bu konuya yaklaşmıştır. Biz burada bu yaklaşımların tümüne değinecek durumda değiliz. Sadece konuya bir eğitimci gözüyle bakıp neşeli ve huzurlu bir hayat için gerekli olan hususları açıklamak istiyoruz. Bu amaçla karı kocanın görevlerini üç bölümde ele alıyoruz: 1. Karı kocanın karşılıklı görevleri 2. Kocanın görevleri 3. Kadının görevleri Hemen belirtelim ki bu bölme, ev ve karı koca ile sınırlı bir bölmedir. Eğer bu çerçevenin dışına çıkacak olursak, başka görevler de gündeme gelir. Eşlerin ailelerinin görevleri, toplumun karı koca karşısındaki görevleri, devletin bu husustaki görevleri vs. gibi. Ancak bu kısa yazıda onlara değinmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla bu üç görevi esas alarak yazımızı üç bölüme ayırıyoruz. Her bölümde kısaca bu görevlerin bir kısmına değineceğiz. a) Karı kocanın karşılıklı görevleri: 1. Karşılıklı saygı: Karı kocanın birbirine saygı göstermesi ailenin ruh sağlığı, sevginin artması ve aile temelinin sağlamlaşması açısından büyük öneme sahiptir. Bu saygı, karı kocanın birbirinin kişiliğine değer vermesini; birbirinin görüşlerine, düşüncelerine ve zevklerine saygı duymasını kapsar ve hayatlarının tüm alanlarını güzel etkisi altına alır. 2. Karşılıklı sevgi: İnsanların birçok duygusal ihtiyacı vardır ki en önemlilerinden biri de, sevgiye olan ihtiyaçtır. Karı ve koca, birbirinin sevgisine ve ilgisine mazhar olmayı severler. Sevgisiz yaşamın cazibesi yoktur; insanların çoğu ondan kaçar. Allah'ın Elçisi (s.a.a.) buyuruyor ki: "Erkeğin, karısına 'Seni seviyorum' demesi, hiçbir zaman onun kalbinden çıkmaz." 3. Affedici ve bağışlayıcı olmak: Karı kocanın birbirinin hataları ve yanlışlarını affedip görmezlikten gelmesi, aile ortamında büyük öneme sahiptir. Bu hususa dikkat etmemek, aileye hâkim olan samimiyet ve huzur ortamını huzursuzluk, kötümserlik, asabîlik ve memnuniyetsizlik ortamına dönüştürür. Ruhun sakinliği, kinin bertaraf olması, izzetin artması, ömrün uzaması vs., hadislerde affedici ve bağışlayıcı olmanın etkilerinden sayılmıştır. İmam Sadık (a.s.) şöyle buyuruyor: "Üç şey dünya ve ahiretin yüceliklerindendir: Sana zulmedeni bağışlaman, seninle ilişkisini kesenle ilişki kurman ve sana karşı cahilce davranana karşı sabırlı ve halim olman." 4. Sorumluluk almak: Aile mutluluğunun temininde etkili olan amillerden biri de, eşlerin karşılıklı sorumluluk duygusuna sahip olmasıdır. Kadın ve erkek, müşterek bir yaşamı kabullenmekle, aile kurmadan önce üzerlerine görev olmayan birtakım sorumluluklar aldıklarını bilmelidirler. Bu sorumluluklar, kadın ve erkeğin yetenekleri, yetkileri ve özel koşulları dikkate alınarak belirlenir. Geçimi sağlamak, aileyi idare etmek, eşlik görevlerini yapmak, çocukları eğitmek vs. gibi. Bu duygunun varlığı, aile bağının güçlenmesine ve ruhun huzurlu olmasına sebep olur. 5. Ahlâk: Ahlâk, insan hayatında önemli ve belirgin bir niteliktir. İnsanlara, özellikle de eşe ve çocuklara karşı güzel ahlâklı olmak, insanın kişiliğinde derin bir etki bırakır; toplumu ve aile ortamını sefa ve samimiyetle doldurur. Güzel ahlâkın olmayışı da, hayatı karartır ve asabîlik, asık suratlılık, sabırsızlık, bahanecilik vs. gibi olumsuz yan etkilere neden olur; korku, kaygı, kişilik kaybı vs. gibi etkileri beraberinde getirir. Tatlı dillilik, insanlara saygı göstermek, alçak gönüllülük, geniş kalplilik, selâm vermek, hâl hatır sormak ve şefkat göstermek, güzel ahlâklılığın tecellilerinden sayılır. 6. İyimserlik: Tarafların birbirine güvenmesi, müşterek hayat için büyük bir sermayedir. Nitekim güvensizliğin de hayatta birçok menfi etkisi vardır. Kötümser bir kimse, negatif ve hasta bir ruha sahiptir. Onun ruh sağlığı ve dengesi bozuktur. Kötümserlik sonucu eşine güveni olmayan bir insan, aile hayatının sefa ve huzurundan mahrum kalır. Böyle bir insan, sosyal ilişkilerde de başarılı olamaz. Çünkü başkaları hakkında kötü zan besleyen biri, dostları ve arkadaşlarını kaybeder ve yalnız kalır. İmam Ali (a.s.) buyuruyor ki: "Bir insana kötümserlik galip gelirse, onunla hiçbir dostu arasında barış ve huzur kalmaz." 7. Rıfk ve müdara: Eşlerin birbirine karşı görevlerinden biri de, rıfk ve müdaradır. Şöyle ki; eşimizin kusurları, eksiklikleri ve hoşlanılmayan davranışları karşısında sert bir tepki göstermemeli ve şiddete başvurmamalıyız; tam tersine, şefkat ve samimiyetle yaklaşmalıyız. Çünkü kadının da, erkeğin de sözlerinde ve davranışlarında karşı tarafın hoşlanmayacağı eksikliklerinin olması doğaldır. Ne var ki müdara etmek, eşimizin kusurları ve eksiklikleri karşısında umursamaz olmamız anlamına gelmez. Müdaranın anlamı, eşimizin kusuru veya eksikliğini gidermeye çalışırken onun kapasitesini göz önünde bulundurmamız, yapabileceğinden fazlasını ondan beklemememiz ve istenmeyen özellikleri karşısında büyük insanlara yakışan bir davranış sergilememizdir. 8. İffetli ve namuslu olmak: Günümüz toplumunda bu özellik, genellikle kadınlardan beklenir. Ancak hadislerin bu husustaki bakış açısı daha geniştir. Hadislerde, iffetli olmak, karı kocanın karşılıklı görevlerinden biri ve en üstün ibadet olarak sayılmıştır. Hz. Ali'nin (a.s.) tabiriyle iffet, şehvetler karşısında direnmektir. Bu da hem kadından ve hem de erkekten istenilen bir şeydir. Hadislerde, karı kocaya, birbiri için süslenerek iffetlerini korumada birbirine yardımcı olmaları tavsiye edilmiştir. İffetli olmak; eşin kirli insanlardan korunması, aile bağının güçlenmesi, eşin güvenini kazanmak vs. gibi faydaları beraberinde getirir. 9. Birbirini anlamak: Ailevî sorunların birçoğunun temelinde eşlerin birbirini anlaması yatmaktadır. Eşinin içinde bulunduğu şartları ve yaşadığı sıkıntıları anlayan bir kimse, onun iyiliklerini daha iyi derk eder ve zahmetlerinin kadrini bilir. Eşini anlamayan bir kimse, onun bütün çabalarını görmezlikten gelir, kusurları ve eksiklerini gözünde büyütür; zahmetlerinin kadrini bilmediği ve onu teşvik etmediği gibi, iğneli ve kinayeli sözleriyle de onu incitir ve yaşama sevincini ondan alır. Gurur ve kibirden kurtulmak, birbirinin ruh hâllerini ve sıkıntılarını bilmek, eşlerin birbirini anlaması yolunda atılacak ilk adımlardır. b) Kocanın görevleri: 1. Aile müdüriyeti: Çünkü o, bedenen daha kuvvetlidir ve aileyi idare etmek için daha güçlüdür. Kadın, tıpkı gül gibidir; gül, yakıcı güneşe, rüzgâra ve kasırgaya dayanamadığı gibi kadın da, ağır ve yıpratıcı sorumluluklara dayanamaz. İmam Ali (a.s.), oğlu İmam Müçteba'ya şöyle vasiyet etmiştir: "Kadına, şahsî işlerinden fazlasını yükleme. Çünkü o, reyhandır; kahraman değildir." Erkeğin sorumlulukları, sadece ailenin geçimini sağlamakla sınırlı değildir. Aile fertlerine doğru yolu göstermek, eğitim ve terbiyelerine nezaret etmek, onlara iyiliği emretmek, ahlâkî yönden sapmalarına engel olmak vs. erkeğin önemli vazifelerindendir. Dikkat edilmesi gereken husus ise şudur: Erkeğin aile müdüriyetinde başarılı olması, ancak aile fertlerinin gönüllerine taht kurmasıyla mümkündür. 2. Ailenin geçimini sağlamak: Evin asıl işlerini idare etmek kadının sorumluluğunda olduğu için, doğal olarak erkek de ailenin geçimini temin etmelidir. Ancak bunu minnetsiz bir şekilde yapmalıdır. Çünkü bu, aile reisliğinden dolayı üzerine düşen bir görevdir. 3. Aileyi rahat yaşatmaya çalışmak: Aile bireyleri, geçimlerinin temininin yanında nispî bir refah içinde yaşayabilmeleri için erkeğin cömertliğine muhtaçtırlar. Bu yönden bir kısma ve kısıtlamayla karşı karşıya kalırlarsa, birçok ruhsal ve bedensel darbeye maruz kalırlar. Ancak aileyi rahat yaşatmak, savurganlık yapmak ve israf etmek anlamına gelmemektedir. Bunun anlamı, cimrilik yapmamak ve erkeğin ekonomik imkânlarına uygun biçimde aileyi refah içinde yaşatmaya çalışmaktır. İmam Rıza (a.s.) buyuruyor ki: "Erkeğin, ailesinin geçimini kısmaması gerekir ki ölümünü arzu etmesinler." 4. Diktatörlükten sakınmak: Erkek, her ne kadar ailenin reisi ise de, emir ve nehiyde bulunmaktan sakınmalıdır; eşinin ve çocuklarının görüşlerini dikkate almalıdır. Kendini beğenmişlik ve yersiz sıkmalar, ailede diktatörlük düzeninin hâkim olmasına sebep olur; sağlıklı aile ilişkilerine ve çocukların doğru biçimde eğitilmesine zarar verir. Bu husus o kadar önemlidir ki Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Mümin, ailesinin yemek istediğini yer. Ama münafık, kendi yemek istediğini ailesine yedirir." c) Kadının görevleri 1. Kocasının sırlarını korumak: Kadın, asla kocasının sırlarını ifşa etmemelidir. Aksi hâlde kocasının güvenini kaybeder. Bazı erkeklerin işleri hakkında hanımına fikir danışmamasının bir nedeni de, hanımının sır saklayacağından emin olmaması ve söylediği şeyin ertesi gün ağızdan ağza dolaşmasından korkmasıdır. 2. Kocasının işine yersiz yere karışmamak: İnsan, fıtrî olarak özgürlük ve bağımsızlık ister. Bu eğilim, erkeklerde daha güçlüdür. Hanımlar, hayırhahlıklarının her zaman kocalarının yararına olacağını zannetmesinler. Bu konu, evlilik hayatında zaman zaman ciddî krizlere yol açabilir. Bu yüzden erkeğin bağımsızlığına zarar vermemeye çalışın. 3. Evi idare etmek: Evi idare etmek ve ev işlerini evirip çevirmek, hukukî olarak kadının sorumluluğunda olmasa da, ahlâkî olarak onun görevlerinden sayılmıştır. Evi idare etmek, oldukça önemli bir iştir. Maalesef yalnızca ev işlerini yapan kadınlar (ev kadınları), kendilerinin ve yaptıkları işin gerçek değerini bilmiyorlar. Gerçek bir ev kadını, önemli bir birimin tüm işlerini tek başına yapan liyakatli bir müdürdür. Hem plânlayıcı, hem uygulayıcıdır. Uluslararası çapta kariyer sahibi olan birçok erkek, bu başarısını "bir ev kadını"nın tedbiri, ahlâkı ve liyakatine borçludur. 4. Ailenin harimini ve değerlerini korumak: Kadının kocası hakkındaki en büyük vazifesi, erkeğin evdeki namusu ve vekili olarak davranışları ve sözleriyle ailenin harimini ve değerlerini korumaktır. Böyle bir kadın, hem kocasının malını korur, israfa ve lükse kaçarak kocasının servetini zayi etmez; hem tehlikeler karşısında aile haysiyetini ve kocasının şerefini korur; hem de tesettüre riayet ederek namahremlere karşı örtünür. Kocanın cinsel ihtiyacını karşılamak, onu övüp teşvik etmek, sevgiyi şarta bağlamamak vs. de, riayet edilmesi hâlinde hayatı neşeli ve sefalı kılacak olan diğer hususlardandır. İSLAM da Evlenmenin Hükmü..?
İslam'da evlenmenin hükmü üç kısımdır: Vacip, sünnet ve mübahtır.
May 18 ISLAM...!In The Name Of God, Most Gracious, Most Merciful O mankind! We created you from a single soul, male and female, and made you into nations and tribes, so that you may come to know one another. Truly, the most honored of you in God's sight is the greatest of you in piety. God is All-Knowing, All-Aware 49:13)
WHAT IS ISLAM? Islam is not a new religion, but the same truth that God revealed through all His
prophets to every people. For a fifth of the world's population, Islam is both a religion
and a complete way of life. Muslims follow a religion of peace, mercy, and
forgiveness, and the majority have nothing to do with the extremely grave events
which have come to be associated with their faith.
WHO ARE THE MUSLIMS? One billion people from a vast range of races, nationalities and cultures across the globe -- from the southern Philippines to Nigeria -- are united by their common Islamic faith. About 18% live in the Arab world; the world's largest Muslim community is in Indonesia; substantial parts of Asia and most of Africa are Muslim, while significant minorities are to be found in the Soviet Union, China, North and South America, and Europe. WHAT DO MUSLIMS BELIEVE? Muslims believe in One Unique, Incomparable God; in the Angels created by Him; in the prophets through whom His revelations were brought to mankind; in the Day of Judgment and individual accountability for actions; in God's complete authority over human destiny and in life after death. Muslims believe in a chain of prophets starting with Adam and including Noah, Abraham, Ishmael, Isaac, Jacob, Joseph, Job, Moses, Aaron, David, Solomon, Elias, Jonah, John the Baptist, and Jesus, peace be upon them. But God's final message to man, a reconfirmation of the eternal message and a summing-up of all that has gone before was revealed to the Prophet Muhammad through Gabriel.
HOW DOES SOMEONE BECOME A MUSLIM ?Simply by saying 'there is no god apart from God, and Muhammad is the Messenger of God.' By this declaration the believer announces his or her faith in all God's messengers, and the scriptures they brought. WHAT DOES 'ISLAM' MEAN? The Arabic word 'Islam' simply means 'submission', and derives from a word meaning 'peace'. In a religious context it means complete submission to the will of God. Mohammedanism' is thus a misnomer because it suggests that Muslims worship Muhammad rather than God. 'Allah' is the Arabic name for God, which is used by Arab Muslims and Christians alike. WHY DOES ISLAM OFTEN SEEM STRANGE ?Islam may seem exotic or even extreme in the modern world. Perhaps this is because religion does not dominate everyday life in the West today, whereas Muslims have religion always uppermost in their minds, and make no division between secular and sacred. They believe that the Divine Law, the Shari'a, should be taken very seriously, which is why issues related to religion are still so important.
DO ISLAM AND CHRISTIANITY HAVE DIFFERENT ORIGINS ?No. Together with Judaism, they go back to the prophet and patriarch Abraham, and their three prophets are directly descended from his sons Muhammad from the eldest, Ishmael, and Moses and Jesus from Isaac. Abraham established the settlement which today is the city of Makkah, and built the Ka'abah towards which all Muslims turn when they pray.
WHAT IS THE KA'ABAH? The Ka'abah is the place of worship which God commanded Abraham and Ishmael to build over four thousand years ago. The building was constructed of stone on what many believe was the original site of a sanctuary established by Adam. God commanded Abraham to summon all mankind to visit this place, and when pilgrims go there today they say 'At Thy service, O Lord', in response to Abraham's summons.
WHO IS MUHAMMAD? Muhammad was born in Makkah in the year 570, at a time when Christianity was not yet fully established in Europe. Since his father died before his birth, and his mother shortly afterwards, he was raised by his uncle from the respected tribe of Quraysh. As he grew up, he became known for his truthfulness, generosity and sincerity, so that he was sought after for his ability to arbitrate in disputes. The historians describe him as calm and meditative. Muhammad was of a deeply religious nature, and had long detested the decadence of his society. It became his habit to meditate from time to time in the Cave of Hira near the summit of Jaba al-Nur, the 'Mountain of Light' near Makkah. HOW DID HE BECOME A PROPHET AND A MESSENGER OF GOD? At the age of 40, while engaged in a meditative retreat, Muhammad received his first revelation from God through the Angel Gabriel. This revelation, which continued for twenty-three years, is known as the Qur'an. As soon as be began to recite the words he heard from Gabriel, and to preach the truth which God had revealed to him, he and his small group of followers suffered bitter persecution which grew so fierce that in the year 622 God gave them the command to emigrate. This event, the Hijra, 'migration', in which they left Makkah for the city of Madinah some 260 miles to the north, marks the beginning of the Muslim calendar. After several years, the Prophet and his followers were able to return to Makkah, where they forgave their enemies and established Islam definitively. Before the Prophet died at the age of 63, the greater part of Arabia was Muslim, and within a century of his death Islam had spread to Spain in the West and as far East as China.
HOW DID THE SPREAD OF ISLAM AFFECT THE WORLD? Among the reasons for the rapid and peaceful spread of Islam was the simplicity of its doctrine-Islam calls for faith in only one God worthy of worship. It also repeatedly instructs man to use his powers of intelligence and observation. Within a few years, great civilizations and universities were flourishing, for according to the Prophet, 'seeking knowledge is an obligation for every Muslim man and woman'. The synthesis of Eastern and Western ideas and of new thought with old, brought about great advances in medicine, mathematics, physics, astronomy, geography, architecture, art, literature, and history. Many crucial systems such as algebra, the Arabic numerals, and also the concept of the zero (vital to the advancement of mathematics), were transmitted to medieval Europe from Islam. Sophisticated instruments which were to make possible the European voyages of discovery were developed, including the astrolabe, the quadrant and good navigational maps.
WHAT IS THE QUR'AN? The Qur'an is a record of the exact words revealed by God through the Angel Gabriel to the Prophet Muhammad. It was memorized by Muhammad and then dictated to his Companions, and written down by scribes, who cross-checked it during his lifetime. Not one word of its 114 chapters, Suras, has been changed over the centuries, so that the Qur'an is in every detail the unique and miraculous text which was revealed to Muhammad fourteen centuries ago. WHAT IS THE QUR'AN ABOUT? The Qur'an, the last revealed Word of God, is the prime source of every Muslim's faith and practice. It deals with all the subjects which concern us as human beings: wisdom, doctrine, worship, and law, but its basic theme is the relationship between God and His creatures. At the same time it provides guidelines for a just society, proper human conduct and an equitable economic system. ARE THERE ANY OTHER SACRED SOURCES? Yes, the Sunna, the practice and example of the Prophet, is the second authority for Muslims. A Hadith is a reliably transmitted report of what the Prophet said, did, or approved. Belief in the Sunna is part of the Islamic faith.
EXAMPLES OF THE PROPHET'S SAYINGS The Prophet said: 'God has no mercy on one who has no mercy for others'. 'None of you truly believes until he wishes for his brother what he wishes for himself'. 'He who eats his fill while his neighbor goes without food is not a believer'. 'The truthful and trusty businessman is associated with the prophets, the saints, and the martyrs'. 'Powerful is not he who knocks the other down, indeed powerful is he who controls himself in a fit of anger'. 'God does not judge according to your bodies and appearances but He scans your hearts and looks into your deeds'. 'A man walking along a path felt very thirsty. Reaching a well he descended into it, drank his fill and came up. Then he saw a dog with its tongue hanging out, trying to lick up mud to quench its thirst. The man saw that the dog was feeling the same thirst as he had felt so he went down into the well again and filled his shoe with water and gave the dog a drink. God forgave his sins for this action'. The Prophet was asked: 'Messenger of God, are we rewarded for kindness towards animals?' He said, 'There is a reward for kindness to every living thing'. From the Hadith collections of Bukhari, Muslim, Tirmidhi and Bayhaqi WHAT ARE THE 'FIVE PILLARS' OF ISLAM? They are the framework of the Muslim life: faith, prayer, concern for the needy, self-purification, and the pilgrimage to Makkah for those who are able.
1. FAITH There is no god worthy of worship except God and Muhammad is His messenger. This declaration of faith is called the Shahada, a simple formula which all the faithful pronounce. In Arabic, the first part is la ilaha illa'Llah - 'there is no god except God'; ilaha (god) can refer to anything which we may be tempted to put in place of God -- wealth, power, and the like. Then comes illa'Llah:' except God, the source of all Creation. The second part of the Shahada is Muhammadun rasulu'Llah: 'Muhammad is the messenger of God'. A message of guidance has come through a man like ourselves. A translation of the Call to Prayer is: God is most great. God is most great. God is most great. God is most great. I testify that there is no god except God. I testify that there is no god except God. I testify that Muhammad is the messenger of God. I testify that Muhammad is the messenger of God. Come to prayer! Come to prayer! Come to success (in this life and the Hereafter)! Come to success! God is most great. God is most great. There is no god except God.
2. PRAYER Salah is the name for the obligatory prayers which are performed five times a day, and are a direct link between the worshipper and God. There is no hierarchical authority in Islam, and no priests, so the prayers are led by a learned person who knows the Qur'an, chosen by the congregation. These five prayers contain verses from the Qur'an, and are said in Arabic, the language of the Revelation, but personal supplication can be offered in one's own language. Prayers are said at dawn, noon, mid-afternoon, sunset and nightfall, and thus determine the rhythm of the entire day. Although it is preferable to worship together in a mosque, a Muslim may pray almost anywhere, such as in fields, offices, factories and universities. Visitors to the Muslim world are struck by the centrality of prayers in daily life.
3. THE 'ZAKAT' One of the most important principles of Islam is that all things belong to God, and that wealth is therefore held by human beings in trust. The word zakat means both 'purification' and 'growth'. Our possessions are purified by setting aside a proportion for those in need, and, like the pruning of plants, this cutting back balances and encourages new growth. Each Muslim calculates his or her own zakat individually. For most purposes this involves the payment each year of two and a half percent of one's capital. A pious person may also give as much as he or she pleases as sadaqa, and does so preferably in secret. Although this word can be translated as 'voluntary charity' it has a wider meaning. The Prophet said 'even meeting your brother with a cheerful face is charity'. The Prophet said: 'Charity is a necessity for every Muslim'. He was asked: 'What if a person has nothing?' The Prophet replied: 'He should work with his own hands for his benefit and then give something out of such earnings in charity'. The Companions asked: 'What if he is not able to work?' The Prophet said: 'He should help poor and needy persons.' The Companions further asked 'What is he cannot do even that?' The Prophet said 'He should urge others to do good'. The Companions said 'What if he lacks that also?' The Prophet said 'He should check himself from doing evil. That is also charity.'
4. THE FAST Every year in the month of Ramadan, all Muslims fast from first light until sundown, abstaining from food, drink, and sexual relations. Those who are sick, elderly, or on a journey, and women who are pregnant or nursing are permitted to break the fast and make up an equal number of days later in the year. If they are physically unable to do this, they must feed a needy person for every day missed. Children begin to fast (and to observe the prayer) from puberty, although many start earlier. Although the fast is most beneficial to the health, it is regarded principally as a method of self-purification. By cutting oneself off from worldly comforts, even for a short time, a fasting person gains true sympathy with those who go hungry as well as growth in one's spiritual life.
5. PILGRIMAGE (Hajj) The annual pilgrimage to Makkah -- the Hajj -- is an obligation only for those who are physically and financially able to perform it. Nevertheless, about two million people go to Makkah each year from every corner of the globe providing a unique opportunity for those of different nations to meet one another. Although Makkah is always filled with visitors, the annual Hajj begins in the twelfth month of the Islamic year (which is lunar, not solar, so that Hajj and Ramadan fall sometimes in summer, sometimes in winter). Pilgrims wear special clothes: simple garments which strip away distinctions of class and culture, so that all stand equal before God. The rites of the Hajj, which are of Abrahamic origin, include circling the Ka'abah seven times, and going seven times between the mountains of Safa and Marwa as did Hagar during her search for water. Then the pilgrims stand together on the wide plain of Arafa and join in prayers for God's forgiveness, in what is often thought of as a preview of the Last Judgment. In previous centuries the Hajj was an arduous undertaking. Today, however, Saudi Arabia provides millions of people with water, modern transport, and the most up-todate health facilities. The close of the Hajj is marked by a festival, the Eid al-Adha, which is celebrated with prayers and the exchange of gifts in Muslim communities everywhere. This, and the Eid al-Fitr, a feast-day commemorating the end of Ramadan, are the main festivals of the Muslim calendar.
DOES ISLAM TOLERATE OTHER BELIEFS? The Qur'an says: God forbids you not, with regards to those who fight you not for (your) faith nor drive you out of your homes, from dealing kindly and justly with them; for God loveth those who are just (Qur'an, 60:8) It is one function of Islamic law to protect the privileged status of minorities, and this is why non-Muslim places of worship have flourished all over the Islamic world. History provides many examples of Muslim tolerance towards other faiths: when the caliph Omar entered Jerusalem in the year 634, Islam granted freedom of worship to all religious communities in the city. Islamic law also permits non- Muslim minorities to set up their own courts, which implement family laws drawn up by the minorities themselves. WHAT DO MUSLIMS THINK ABOUT JESUS? Muslims respect and revere Jesus, and await his Second Coming. They consider him one of the greatest of God's Messengers to mankind. A Muslim never refers to him simply as 'Jesus', but always adds the phrase 'upon him be peace'. The Qur'an confirms his virgin birth (a chapter of the Qur'an is entitled 'Mary'), and Mary is considered the purest woman in all creation. The Qur'an describes the Annunciation as follows: Behold!' the Angel said, 'God has chosen you, and purified you, and chosen you above the women of all nations. O Mary, God gives you good news of a word from Him, whose name shall be the Messiah, Jesus son of Mary, honored in this world and the Hereafter, and one of those brought near to God. He shall speak to the people from his cradle and in maturity, and shall be of the righteous.' She said: 'O my Lord! How shall I have a son when no man has touched me?' He said: 'Even so; God creates what He will. When He decrees a thing, He says to it, "Be!" and it is 3:42-7)Jesus was born miraculously through the same power which had brought Adam into being without a father: Truly, the likeness of Jesus with God is as the likeness of Adam. (3:59) During his prophetic mission Jesus performed many miracles. The Qur'an tells us that he said: I have come to you with a sign from your Lord: I make for you out of clay, as it were, the figure of a bird, and breathe into it and it becomes a bird by God's leave. And I heal the blind, and the lepers (3:49)Neither Muhammad nor Jesus came to change the basic doctrine of the belief in One God, brought by earlier prophets, but to confirm and renew it. In the Qur'an Jesus is reported as saying that he came: To attest the law which was before me. And to make lawful to you part of what was forbidden you; I have come to you with a sign from your Lord, so fear God and obey me 3:50)The Prophet Muhammad said: that Muhammad is His messenger, that Jesus is the servant and messenger of God, His word breathed into Mary and a spirit emanating from Him, and that Paradise and Hell are true, shall be received Hadith from Bukhari)
WHY IS THE FAMILY SO IMPORTANT TO MUSLIMS? The family is the foundation of Islamic society. The peace and security offered by a stable family unit is greatly valued, and seen as essential for the spiritual growth of its members. A harmonious social order is created by the existence of extended families; children are treasured, and rarely leave home until the time they marry.
WHAT ABOUT MUSLIM WOMEN? Islam sees a woman, whether single or married, as an individual in her own right, with the right to own and dispose of her property and earnings. A marriage dowry is given by the groom to the bridge for her own personal use, and she keeps her own family name rather than taking her husband's. Both men and women are expected to dress in a way which is modest and dignified; the traditions of female dress found in some Muslim countries are often the expression of local customs. The Messenger of God said: faith amongst believers is he who is best in manner
CAN A MUSLIM HAVE MORE THAN ONE WIFE? The religion of Islam was revealed for all societies and all times and so accommodates widely differing social requirements. Circumstances may warrant the taking of another wife but the right is granted, according to the Qur'an, only on condition that the husband is scrupulously fair.
IS ISLAMIC MARRIAGE LIKE CHRISTIAN MARRIAGE? A Muslim marriage is not a 'sacrament', but a simple, legal agreement in which either partner is free to include conditions. Marriage customs thus vary widely from country to country. As a result, divorce is not common, although it is not forbidden as a last resort. According to Islam, no Muslim girl can be forced to marry against her will: her parents will simply suggest young men they think may be suitable.
HOW DO MUSLIMS TREAT THE ELDERLY? In the Islamic world there are no old people's homes. The strain of caring for one's parents in this most difficult time of their lives is considered an honor and blessing, and an opportunity for great spiritual growth. God asks that we not only pray for our parents, but act with limitless compassion, remembering that when we were helpless children they preferred us to themselves. Mothers are particularly honored: the Prophet taught that 'Paradise lies at the feet of mothers'. When they reach old age, Muslim parents are treated mercifully, with the same kindness and selflessness. In Islam, serving one's parents is a duty second only to prayer, and it is their right to expect it. It is considered despicable to express any irritation when, through no fault of their own, the old become difficult. The Qur'an says: Your Lord has commanded that you worship none but Him, and be kind to parents. If either or both of them reach old age with you, do not say 'uff' to them or chide them, but speak to them in terms of honor and kindness. Treat them with humility, and say, 'My Lord! Have mercy on them, for they did care for me when I was little (17:23-4)
HOW DO MUSLIMS VIEW DEATH? Like Jews and Christians, Muslims believe that the present life is only a trial preparation for the next realm of existence. Basic articles of faith include: the Day of Judgement, resurrection, Heaven and Hell. When a Muslim dies, he or she is washed, usually by a family member, wrapped in a clean white cloth, and buried with a simple prayer preferably the same day. Muslims consider this one of the final services they can do for their relatives, and an opportunity to remember their own brief existence here on earth. The Prophet taught that three things can continue to help a person even after death; charity which he had given, knowledge which he had taught and prayers on their behalf by a righteous child.
WHAT DOES ISLAM SAY ABOUT WAR? Like Christianity, Islam permits fighting in self-defense, in defense of religion, or on the part of those who have been expelled forcibly from their homes. It lays down strict rules of combat which include prohibitions against harming civilians and against destroying crops, trees and livestock. As Muslims see it, injustice would be triumphant in the world if good men were not prepared to risk their lives in a righteous cause. The Qur'an says: Fight in the cause of God against those who fight you, but do not transgress limits. God does not love transgressors 2:190)If they seek peace, then seek you peace. And trust in God for He is the One that heareth and knoweth all things 8:61)War, therefore, is the last resort, and is subject to the rigorous conditions laid down by the sacred law. The term Jihad literally means 'struggle', and Muslims believe that there are two kinds of Jihad. The other 'Jihad' is the inner struggle which everyone wages against egotistic desires, for the sake of attaining inner peace.
WHAT ABOUT FOOD? Although much simpler than the dietary law followed by Jews and the early Christians, the code which Muslims observe forbids the consumption of pig meat or any kind of intoxicating drink. The Prophet taught that 'your body has rights over you', and the consumption of wholesome food and the leading of a healthy lifestyle are seen as religious obligations. The Prophet said: 'Ask God for certainty (of faith) and well-being; for after certainty, no one is given any gift better than health!'
ISLAM IN THE UNITED STATES It is almost impossible to generalize about American Muslims: converts, immigrants, factory workers, doctors; all are making their own contribution to America's future. This complex community is unified by a common faith, underpinned by a countrywide network of a thousand mosques. Muslims were early arrivals in North America. By the eighteenth century there were many thousands of them, working as slaves on plantations. These early communities, cut off from their heritage and families, inevitably lost their Islamic identity as time went by. Today many Afro-American Muslims play an important role in the Islamic community. The nineteenth century, however, saw the beginnings of an influx of Arab Muslims, most of whom settled in the major industrial centers where they worshipped in hired rooms. The early twentieth century witnessed the arrival of several hundred thousand Muslims from Eastern Europe: the first Albanian mosque was opened in Maine in 1915; others soon followed, and a group of Polish Muslims opened a mosque in Brooklyn in 1928. In 1947 the Washington Islamic Center was founded during the term of President Truman, and several nationwide organizations were set up in the fifties. The same period saw the establishment of other communities whose lives were in many ways modeled after Islam. More recently, numerous members of these groups have entered the fold of Muslim orthodoxy. Today there are about five million Muslims in America.
HOW DOES ISLAM GUARANTEE HUMAN RIGHTS? Freedom of conscience is laid down by the Qur'an itself: There is no compulsion in religion 2:256)The life and property of all citizens in an Islamic state are considered sacred whether a person is Muslim or not. Racism is incomprehensible to Muslims, for the Qur'an speaks of human equality in the following terms: made you into nations and tribes, so that you may come to know one another. Truly, the most honored of you in God's sight is the greatest 49:13) Is Islamic marriage like Christian marriage?Is Islamic marriage like Christian marriage?
The Muslim WorldThe Muslim World
Who is Muhammad? (P.B.U.H)Who is Muhammad?
What do Muslims think about Jesus?What do Muslims think about Jesus?
What is the Qur`an about?What is the Qur`an about?
What is the Qur`an?What is the Qur`an?
Islam in the United StatesIslam in the United States
What Is Islam?What is Islam ?
May 10 Zeki çocuğun papaza cevaßı***ÇOCUĞUN ZEKİ CEVABI*** ...Birgün bir Papaz göreve başlamak için yeni bir kasabaya gitmiş.Vasıtadan inince kilisenin yerini ögrenmek için soracak birininbakmak için,saga sola bakarken oyun oynayan çocukları görmür ve yanlarına giderek; ---Çocuklar kilise nerde diye sorar. ...Çocuklarda kilisenin yerini güzelce ,papazın bulacagı şekilde tarif ettikten sonra, papaz çocuklara; ---Bende size Cennetin yolunu gösteriyim mi? demiş çocuklara. ...çocuklarda zekice papaza; ---Siz daha kilisenin yolunu bulamıyorsunuz ki cennetin yolunu nerden bileceksiniz ßu ßloqu okuyun da BİZ NEDEN BU HALDEYİZ?ANLAYN..Türkiye'ye Japonya'dan bir egitim heyeti gelir. Temas ve incelemeler yapacak neticeyi yetkililere aktaracaklar. Gerektigi kadar da ikili isbirligi gerçeklestirecek. Isler buraya kadar çok iyi... Japon heyeti yurdumuzun bazi bölgelerinde gerekli incelemelerini yapar. Sonra Bakanlikta toplanirlar. Heyetin hakkimizdaki tespiti ilginçtir: "Sizin çocuklarinizda milli Suur yok". Bizimkiler sasirir! "Bizim çocuklarin damarlarindaki kan milli duygumuzun kaynagidir." Yine de fazla ses çikarmazlar! Ne de olsa misafirdir! Bizimkiler sorar, "Peki, Sizin gençlerinizde milli suur var midir?" Japon uzmanlari anlatmaya baslar: Biz gençlerimize ilkokula baslamadan "$ok testler" uygulariz. Mesela uçak gibi hizli giden trenlerimize bindirir, bir tur yaptiririz. Çok katli yollardan da geçen tren onlari söyle bir sarsar. Mini mini çocuklarimiz teknolojinin bu bas döndürücü neticesini görerek bir $ok olurlar. Sonra... Bu $oktan sonra Hirosima'ya götürürüz. Bölgeyi aynen koruyoruz. Bombalanmis bu bölge hakkinda bilgilendirir; degil hayvan, bitkinin bile yesermedigini gösteririz. Ve deriz ki "Eger sizler çalismaz, sizden öncekileri geçmezseniz vataniniz, iste böyle düsmanlar tarafindan bombalanir. Hiçbir canli yasamayacak biçimde size birakip giderler. Çalisirsaniz, bindiginiz hizli trenleri bile geçecek yeni vasitalar yaparsiniz. Gerisi sizin bileceginiz is. Çocuklarimiz bununla ikinci bir $ok daha yasarlar. Sizlere sunu hatirlatalim ki, Türkiye'de birçok teknik elemanimiz bulunmaktadir. Bunlarin herhangi birine bu konuyu sorabilirsiniz" Bizimkiler saskinlik içinde sorarlar : "-Peki ya Türkiye için tespitiniz var mi? Varsa gözlemleriniz nedir?" Japonlar; "elbette var" derler. "Bizimkinden çok daha önemli. Bir tanesi Çanakkale Savaslari'nin oldugu bölge. Bu bölge gençlerinizin $ok olmasi için yeter de artar bile. Bir metre kareye alti bin merminin düstügü savasta, Türk'ler her seye ragmen galip çikiyor, olamayacagi olur hale getiriyorlar. En son teknolojiye ve donanima meydan okuyarak, inancin galip geldiginin ispatini yapiyorlar. Üstelik karsilarinda tek bir düsman degil, müttefik güçler; sizin tabirinizle yetmis iki millet var. " Evet M²'ye 6.000 Mermi!... M²'ye 6.000 Mermi!... 6.000 Mermi!... Bileniniz var miydi ? April 23 Sami Yusuf'un Hayatı >Sami$imin<SAMİ YUSUF
Sami Yusuf (Temmuz 1980 Iran Doğumludur..Ancak Babasının işleri gereği küçük yaşta ingiltere ye taşınmışlardıR.[LONDRA'ya] Babası ünlü bir müzik adamıdır ve Sami Yusuf'un ilk öğretmenidir. 18 yaşında İngiltere Kraliyet Müzik Akademisi'ne ,üstün yeteneklerinden dolayı kabul görmüş ve müzik eğitimine burada devam etmiştir. Ud, keman, piyano, def, darbuka gibi birçok müzik aletini büyük başarı ile icra etmektedir. 1 yıldır da,Mısır El-Ezher üniversitesinde Arapça" öğrenmek üzere, Mısır'da yaşamaya başlamıştır. Şarkılarında Allah aşkı, Muhammed (sav) sevdası ve onun örnek yaşamı, terör, savaş, başörtüsü gibi sosyal ve dini motifler işlemektedir. İlk albumü, Al-Mu'allim, çıktığı Temmuz 2004 yılında büyük başarı kazanmıştır. İkinci albumü, My Ummah, 2005 yılında, müzikal ve vurmalı çalgılardan oluşan iki versiyon halinde çıkmıştır. Müzikleri İslam temalı olduğundan, özellikle İslam dünyasında büyük söhret kazanmaktadır. Yusuf İslam'la müzik ve altyapı olarak (insan sesinin ön plana çıkması, müzik enstrümanlarının geri planda kalması, ses virtüözitesinin vurgulanması gibi) benzerlikler taşıyan bir tarzı olması sebebiyle, kendisinin halefi olarak değerlendirilmektedir. 2008 Yııın Temmuz Ayında da Not in my name isimli adlı albümüü piyasaya sürecektir..[Allahım İnşAlllah,İnşAllah..Bekliyoruz 125478555465236987244855 Gözle.. VESSELAM....SAHRA ..!!! Who s the loved one? Ve Supplicationun sözleri>> Who Is The Loved One? Who is the Loved One? Allah Who is Ar-Rahman? Allah Who is al-Mannan? (nakarat) La ilaha illa Allah Muhammadun Rasulu Allah, Muhammad is the Messenger To Allah is our return La illaha illa Allah Muhammadun Rasulu Allah (2) Allah; Allah; Allahu Akbar (2) All praise is due to The One and the Only He is the Master Of all creation (2) He's the Sustainer And the Maintainer Of the whole universe (nakarat) He gave us life He gave us light (2) He sent to guide us Rasula Allah Allah Rahmanun Jabbarun Mannanun Tawwabun Karim Allah Ghafurun Raufun Saburun Shakurun Halim [Some of the names of Allah] Who is the Loved One? Allah Who is al Basir? Allah Who is al Khabir? (nakarat) Any one who fails To see all the signs Of His existence That He has spread around Will be completely blind Walking in the desert sands Having no peace of mindWho is the Loved One? Allah Who is al-Majid? Allah Who is al-Hamid? >> Supplication Allahumma salli 'ala, Sayyidina, Muhammadin an-Nabiyyi al-ummiyyi, Wa 'ala alihi wa sahbihi wa sallim. (O Allah, send your peace and blessings upon our Master Muhammad, the Unlettered Prophet, and upon his family and companions.) O My Lord, My sins are like The highest mountain; My good deeds Are very few They're like a small pebble. I turn to You My heart full of shame, My eyes full of tears. Bestow Your Forgiveness and Mercy Upon me. Ya Allah, Send your peace and blessings On the Final Prophet, And his family, And companions, And those who follow him. Public folders ![]() `Ad Kavmi...!!!
![]() `Sami Yusuf[My LoveR :P]
![]() ~Karışık Resimler~
![]() ´ Dußaimden İnciLer[From My Dußai ]
![]() ´ Abu Dhaßi CampuS..[Abu Daßi KampüSü...]
![]() ´ FİLİSTİN(PALESTINE)!!!..Kanayan YARA'm...!!!
![]() ´ نانسي عجرم[Nancy AjRam]
![]() ´~☆ ιsℓαм ☆~IsLaM.. :)
![]() ´~Anti Terör~ [Anti TeRRoR]
![]() ´~Mü'min~[Düşündürücü SözLeR..Anlamlı ve manaLı sözLeR..]
![]() ´Abd istiLası altında ki IRAK..!!! [ IRAQ ]
![]() ´Açlık..Afrika...Diğer Dünya..[Hunger-Africa-ther WorLd]
![]() ´Azcık Gülün..Sizi Üzdüm Sanırım ..Birazz.[Funny]
![]() ´Diğer SanatçıLarım..!!!Awakening SanatçıLarı[Awakening Singers And Recep T.Erdoğan..]
![]() ´Din ßüyüKLeRiMiZden SeçMeLeR[MevLana-YuNus £mre..N.F.K.]
![]() ´Dini FotoLar..ßence ßakın..=)[Islamic PictuReS]
![]() ´Fatih'in Aslanları Ve Çek Cumhuriyeti İle Olan Müsabakamızdan KARELER :D
![]() ´Gidecek Olduğum Yerler İnşAllah...
![]() ´HarektLi Ve DİNİ ResimLer...[Islamic Picture]
![]() ´HiJaß's..[PeÇeLeR]
![]() ´Kardeş Ülkemiz..Çeçenistan'ın Haline Bakın=(
![]() ´Komik ResimLer[ÖzelliKLe MonaLisa][ComiC PicTuReS]
![]() ´Leqal HakareTLer..!!!
![]() ´ÖLÜM.!!!Kalbiniz Warsa BakmaYın...[DEATH]
![]() ´OutLandisH..My Rap GrouP...
![]() ´ResimLer iLe AYET ve HADİSler..[VerSe Of The Qor'an]
![]() ´ßa$öRtüM..My HiJaß..
![]() ´ßiraz PoLitiKa..=) {Benim SiYasetim=) }[PolitiC]
![]() ´Ya millet bulamıor..Şu akılsızların yaptığna bakın..!!! [ ??? ]
![]() ´Yemen YoLLarı[Acaip ßişe] Yemen WayS
![]() ´د بــي [DußaI..] ÜniverSitemin Olduğu Ve İnşAllah Yaşayacağım YeR =) جامعة دبي ..Universit Of Dubai...
![]() ALLAH'ın ismi bakın nerelerde yazıyor?
![]() Ortak
|
||||||||||||||||||||||||||
|
|